23 Temmuz 2014 Çarşamba

Kayıplara Karışmak: Kelimelerin Kanatlandığı Macera

Bizi, kişiliğimizi var eden çocukken okuduğumuz kitaplardır aslında. İlk gençliğimizin heyecanı içinde karıştırdığımız sayfalar bilincimizin en derin katmanlarına yerleşir. Tam da bu nedenle çocuk ve gençlik edebiyatı geleceğin okurlarını oluşturmada vazgeçilmez bir dayanak oluşturur. Üç kuşaktır sayısız çocuğu  -ne şanslıyım ki beni de- okumanın sınırsız hazzıyla tanıştıran Gülten Dayıoğlu, üstadım, kıymetli hocam çocuk ve gençlik edebiyatında 50. Yılını Kayıplara Karışmak isimli yeni gençlik romanıyla taçlandırıyor. Bize de okumak ve haddimizi aşmadan yorumlamak düşer o zaman...

Genel de kitap yorumlarıma kapaktan bahsederek başlamam ama Kayıplara Karışmak’ın kapağı Altın Yayınları’nın sonunda Gülten Dayıoğlu’na yakışan kitap kapakları hazırladığını bizlere gösteriyor. Daha önce yayınlanmış Gülten Dayıoğlu külliyatının kapaklarının başarılı şekilde yenilenmesini sevinçle izleyen ben Kayıplara Karışmak’ın kapağını görünce çok mutlu oldum. Yabancı çocuk/gençlik yazarlarının kaliteli kapaklarıyla boy ölçüşecek bir tasarım ön kapakta bizi karşılarken arka kapakta Altın Kitaplar’ın gelenekselleşmiş havası dengeyi bozuyor, söylemekte yarar var. Ön kapakla bütünleşmiş bir arka kapak ve yazı düzeni de olsaydı tam puanı hak edecekti. Umarım yayıncı kuruluş yeni baskılarda bu durumu dikkat edip yeni bir düzenleme getirir.

Gelelim romanımıza… Kayıplara Karışmak daha önce Mo’nun Gizemi üçlemesinden tanıdık olduğumuz yazar-roman sentezine sahip bir kitap. Gülten Dayıoğlu genç okuyucusunun merak duygusunu körükleyecek bu yazım tarzını ustalıkla kullanıyor. Kendisini de romana dâhil edip bir okur olarak bir Gülten Dayıoğlu romanı denilince aklıma gelen “fantastik-sıradanlık” olarak tanımlayabileceğim duyguyu oluşturuyor. Bu yöntemle kitabın okuru sarmalayıcı etkisi artıyor ve fantastik ögelerin havada kalmaması sağlanıyor. Bir başka dikkat çekici durum da yine Gülten Dayıoğlu okurların hatırlayacağı gibi bölüm alt başlıklarının okunacak bölümün anahtar özetini vermesi durumu yine karşımıza çıkıyor. Alt başlıklarla genç okurun dikkat dağılması sonucu kitaptan kopması engelleniyor ve geri dönüşlerini kolaylaştırıyor. Belki de Gülten Dayıoğlu bize bir gence nasıl kitap yazılacağını burada gösteriyor. Zaten ustalıkla senelerdir kullandığı kalemi şöyle dursun, romanı güçlendiren bu tip olgularla bize nasıl her çağa hitap edip zamansız bir yazar olunacağını gösteriyor.


İtiraf etmem gerekirse sevgili Gülten Dayıoğlu’nun Mo’nun Gizemi’nde bizlere alıştırdığı fantastik dozu adeta damarlarımızda gezdiren yeni bir hikâyeyle beklerken Kayıplara Karışmak’la karşılaşınca şaşırdım. Benim gözlemim romanın fantastik alt yapıda düzenlenmiş bir aşk/macera kitabı olduğu. Şahsi tercihim Gülten Dayıoğlu’nun uçsuz bucaksız hayal gücüyle oluşturduğu safi fantastik dünyalar olsa da Kayıplara Karışmak’ta durum böyle. Gür ve Güneş’in zorlu maceralarla örülü hikâyesi ve tutkulu çocukluk aşkları ile karşı karşıyayız. Yazarımız romana Şimti kavramıyla fantastik pencereyi açıyor. Başkarakterlerimizden Güneş, Şimti topluluğun bir üyesi. Hz. Âdem’in oğlu Habil’in ikiz kız kardeşinden türeyen bir ırk olan Şimtiler safkan kalabilmek için birbirleriyle evlenen bir topluluk. Kutsal Şimti kitaplarına göre gelecekte insanoğlunun kaderini değiştirecek zamanlarda anahtar rol oynacaklarına dayanarak soylarının bozulmasını engellemeye çalışan Şimtiler, böylece bizim romanımızın aşk ögesine de imkânsızlık katıyorlar (ya da en azından zorluk diyelim) Güneş’in bir Şimti’yle evlenmesi gerekliliği epeyce üzerinde durulan bir mesele oluyor. Kul Şimtalar, Şimti Alfabesi, Şimtilerin kendi aralarındaki tanıma şekli ve iletişim ağlarını içeren bu Şimti kurgusu bir okur olarak beni doyurmadı maalesef. Sevgili Gülten Dayıoğlu’nun bambaşka bir roman akışında bu birbirinden mükemmel ögeleri kullanarak sadece bir Şimti macerası yazabileceği gerçeği beni çok heyecanlandırıyor. Son tahlilde daha çok karakterleri üzerinden akan Kayıplara Karışmak, Şimti kurgusunu tam olarak ön plana çıkarmıyor ve romanı doğrudan fantastik etiketi yapıştırmamızı engelliyor.

Aynı zamanda bir insan okuyucu olarak her zaman hayran olduğum Gülten Dayıoğlu daha önce bizi Yeşil Kiraz örneğinde toplumun her kesiminden insanla tanıştırmıştı. Gülten Dayıoğlu’nun romanlarında kullanmayı sevdiği ögelerden biri de toplumumuzun en belirgin sosyolojik bileşeni olan sınıf ayrımı ve Doğu-Batı çatışması. Romanımızın omurgasını oluşturan aşk, bir yandan Şimtilik kısıtlamalarıyla engellenirken bir yandan da bu sınıf çatışması da olayların gidişatında yönlendirmeler yapıyor. Kırsal kesimin insanını da dışlamadan, örselemeden yine sevgi titreşimleri içeren kelimeleriyle ele alan yazarımız bize Celal Ağa ve ailesini olanca içtenliğiyle tanıtıyor. Çiftlik ve doğa betimlemelerini kültürel ögeler ve Doğu’nun çok eşlilik gerçekliği ve ağalık düzeninin getirdikleriyle birleştirerek canlı bir tablo oluşturuyor. Satır aralarında ağalık düzenini eleştirilerini yakalamamıza rağmen genel çerçeve de Celal Ağa’nın  olumlu kişiliğine sığınarak şimdilik bu düzeni affeden bir yazar izlenimi hissediyoruz. Gülten Dayıoğlu, öğretmen geçmişini de kullanarak yine öğretmen-öğrenci ilişkisi ve okul gibi temalar üzerinden de romanı destekliyor.

En çok üzerinde durmamız gerekenlerden biri de Kayıplara Karışmak’ın karakterleri başta Gür ve Güneş olmak üzere hatalar yapan, pişman olan, “mükemmel” olmayan karakterler. Belki de çoğu çocuk/genç edebiyatı yazarının yaptığı didaktiklik ve mükemmeliyetçilik olgusunu Gülten Dayıoğlu bu romanda ustalıkla kırmış.

Dipnot olarak aynı zamanda bir seyyah olan Gülten Dayıoğlu hem kendi ağzından yazdığı satırlarda hem de karakterlerin maceralarında bizi ayrıntılı olmasa da farklı şehirlerde konaklatıyor.

Kayıplara Karışmak inanılmaz derecede beklenmedik bir son içermiyor ama zaten genel gidişatında yazarın bu romandan beklentisinin bu olmadığı da hissediliyor. Hissedilen bir başka durum da yazarın bu romana devam yazma kapısını kapatması…(Tabii bu sadece bir his, gönlümüzü her zaman ustamızdan yeni satırlara kavuşmakta.) Ağdalı olmayan, su gibi anlatımı; uzun cümleler kullanmayan akıcı yapısı ve gençlere Türkçenin duru güzelliğini hissettiren kelime kullanımıyla Kayıplara Karışmak Gülten Dayıoğlu külliyatında Mo’nun Gizemi, Yeşil Kiraz ve Sekizinci Renk kitaplarının oluşturduğu üçgenin ortasında bir yerlerde yer alıyor. Karşımızda okuru kendine hemencecik bağlayan ve okumayı zevke dönüştüren bir kitap var. Kayıplara Karışmak hem genç okurları hem de Gülten Dayıoğlu’nun kelimeleriyle yetişen ruhu genç yetişkinlere hitap eden sıcacık bir roman.

Gülten Dayıoğlu’dan daha nice güzel kitaplar okumak dileğiyle!

Not: Kitabın bölüm başlarında Şimti alfabesinin harfleriyle oluşturulan şifre ve bunun için arka iç kapakta verilen ve akordeon tarzı açılan kuşe kağıttaki üçlü sayfadaki alfabe okuyucusu, Habil ve Kabil’in hiyeroglif tarzında anlatılmış hikayesi ve yine çözülmeyi bekleyen şifreleriyle bu papirüs havasındaki ek ve kitaba entegre ediliş şekli çocuk edebiyatında genelde yabancı kitaplarda gördüğümüz interaktivite olgusunun güzel bir denemesi olmuş. Dikkatleri çeken bu ayrıntıya siz de mutlaka göz atmayı unutmayın.

Kubilay

4 yorum:

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Çok sevdiğim bir yazardır Gülten Dayıoğlu. Çocukluk yazarlarımdandır.
Bu kitabını okumadım ama sağol tanıtım için ...
Sevgiler...

Kontrast dedi ki...

@Hayat İzlerim...,

Kesinlikle çocuk kitabı gözüyle bakmayın, dediğim gibi bu kitap üç kuşağa da hitap ediyor :)

Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

cok hos bır kıtap kesınlıkle okumanızı tavsıye ederım

Adsız dedi ki...

Bu kitapta anlatılanlar gerçek mi?

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...