17 Şubat 2011 Perşembe

Firarperest - ELİF ŞAFAK

Duyar duymaz alıyorum. Büyük zevkle okuyorum. Her yazıyı içime çeke çeke, sindire sindire. Bazısı tanıdık yazılar, kırk yıllık ahbap gibi sarılıyoruz birbirimize... Bazısıyla yeni tanışıyoruz, hemencecik kaynaşıveriyoruz. Firarperest'ten bahsediyorum. Elif Şafak'ın son kitabı sizi bir yolculuğa çıkıyor. Uzaklara değil, içinize, yüreğinize...

Elif Şafak'ın denemelerinden oluşan Firarperest, ruhunuzun tavsamış, pas tutmuş, köhnemiş köşelerine bahar temizliği yaptırıyor. Med - Cezir'den sonra Elif Şafak'ın ikinci kez denemelerini derlediği kitap gündelik hayattan siyasete, yolculuklardan geçmişin tozlu sayfalarına, kadınlıktan erkekliğe, annelikten babalığa geniş yelpazede yazılar içeriyor. Kimi yazılar deli fişek, gözü pek; kimileri sakin, masumane yazılar. Tüm yazılar bir yerde birleşiyor ama. Hepsi yüreğinize nazenin yollar açan, zatınıza hoşça bakmanızı sağlayan yazılar.

"Anarşist Aşklar"la açılış yapan kitap, günümüz aşklarına, evliliklerine değiniyor. "Huzursuz Ruh" ve "Dünyayı Görmeli!" yazıları Elif Şafak'ın göçebe ruhunu en samimi şekilde anlatan denemeler. Övünmeden, kibirlenmeden kaleme alınmış. Kitabın favorilerinden olan "Mor Harflerle Yazılmış Bir Yazı" sıcacık bir hikaye anlatıyor. Ben okudum, anneme okuttum, kardeşime okudum, arkadaşlarıma söyledim. Yazının düsturunu oluşturan sözler yüreğime masal diyarlarındaki pofuduk bir bulut gibi usulca yerleşiverdi: "EDEP YA HU EDEP. BUGÜN BİR İYİLİK YAP!"

"Miskinliğe Övgü" toplumun kutuplaşmasından sıkılmış şehir bezginlerine -ben gibi- adanan bir yazı. "Yalnızlık Efendi" yazısı bana "Med-Cezir"deki "Evham Hanım"ı hatırlatan bir yazı. Elif Şafak bu yazısında içine yaptığı yolculukta karşılaştığı duyguları ete kemiğe büründürüyor, elegant bir şekilde giydirip, karşımıza çıkarıyor.

"Büyük Aşk, Büyük Nefret" okuduğum an içinde bulunduğum sarsıntılı ruh halinin de devreye girmesiyle beni derinden etkileyen bir yazı. Hele içinde bir derviş hikayesi var ki, dillere akide şekeri.

"Yazın Doğup Hep Sonbaharda Yaşayanlar", "Yazarları Sevmeyen Yazılar", "Gerilim Hikayelerinin Sakin Ustaları", "Kadınları Sevmeyen Kadınlar" gibi yazılarda ise Elif Şafak araştırmacı kişiliğini ön plana çıkartıp yazarlardan bahsediyor, bilmediğimiz yönlerinden. Bende bu furyadan nasibimi alıyorum ve okumayı istediğim yeni kitaplar ( Handan - Halide Edip Adıvar , Sufi'nin Yolu - İdris Şah ) tanışmayı istediğim yeni yazarlarla ( Doris Lessing, Margaret Atwood ) dolduruyorum edebiyat bavulumu.

"Gül Bahçesi Evlilik", "Bir Genç Kızın İntiharı", "Cinnet", "40 Metrekare Dünya", "Gelseydi Keşke", "Adı Gülistan" günlük hayattan yazılar. Tam anlamıyla bizden. Gündelik hayatın makro maneviyata sahip minik ayrıntılarından söz açıyor. "Gelseydi Keşke" ise beni çok etkileyen yazılardan. Biri Alevi, diğeri Sünni iki gencin aşkını ve yaşadıklarını anlatan hikaye toplumun köhnemiş önyargılarının nasıl da yürek hırpalayıcı olduğunu gösteriyor.

"Babalar, Oğullar ve Torunlar", "Kendi Eserini Yok Eden Adam", "Tesadüfler ki Tesadüf Değildir", "Erkekler Kadınlardan Daha Mı Komik", "Yalnız Benim İçin Yaz" ve "Edebiyat Sınıfta Kaldı"  da mutlaka okumanızı tavsiye ettiğim yazılardan.

Elif Şafak'ın kalemi Firarperest mürekkebini kadınlıktan, tasavvuftan, yazarlıktan, hoşgörüden, sanattan, edepten, sentezlerden dolduruyor. "Tadından yenmez" üslubuyla Elif Şafak kaleminin gücünü konuşturuyor, insanı kelimelerle büyülüyor.

Beni en çok etkileyen cümleleri de paylaşıyorum sizlerle:
  • Kaç hayat yaşayınca yorulur insan? Kaç seneden sonra yaşlı, kaç hezimetten sonra bezgin, kaç sevdadan sonra kalpsiz, kaç kelimeden sonra lâl olur kişi?
  • "Avrupa görmek şart!" derdi kadınlar hep bir ağızdan. "Avrupa görmüş insan başka..." Avrupa görünce bir başkalık çökecekti üzerimize. Avrupa dediğin bir seyirlik alem, ara ara gidip "izlemek" gerekti, ekranda pembe dizi izlercesine...
  • Yalnızlık insanın kendi kendisiyle yapabildiği bir sohbet. Aracısız. Katıksız. Oyunsuz. Yalansız. Saf ve som bir sohbet...
  • "Hakiki âşık" demiş şeyh, "Sevdiği insanın mutluluğunu ister. Âşık kişi sevdiğinin mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyar. Gerçekten seven insan, özgür bırakır. Sahiplenmek, iddia etmek, can almak, can acıtmak, âşıkların tutacağı yol değildir."
  • Ünlüler hakkında yazmak, aynalarla dolu bir salonda yürümek gibi. Bilemiyorsunuz ki nerede başlıyor hakikat, neresi tamamen hayal perdesi."
  • Birbirimizin kaderine kayıtsız, birbirimizin hikâyesine bigâne kalmayalım.
  • Baba var, hiç sevmemiş aslında. Baba var, gönlü uçsuz bucaksız bir derya...
  • Her birimiz özel olmak istiyoruz. Okur yazarın gözünde özel, yazar okurun gözünde özel.
  • Her an başka bir şan üzerine kuruludur.
  • Zaten aşk dediğin, ardında ne olduğunu kimsenin akıl sır erdiremediği kadife bir esrar perdesidir.
  • Sahi "yârim" ne güzel kelimeydi. Ağızda akide şekeri. "Yârim" der, sonra bir es verir, gayriihtiyari susardın. Söyleyecek söz kalmazdı ardından. Tek başına kaç cümleye bedeldi kelimeler. Eskiden harfler daha mı kıymetliydi? Bir mektup yeterdi aylar süren ayrılıkların sessizliğini kapatmaya. Tek bir yemin yeterdi aradaki mesafeleri azaltmaya. Artık hiçbir şey o kıvamda değil. İbre şaştı, ayar bozuldu sanki. El titredi, akort bozuldu sanki. İlişkilerimizin ahengi eskisi gibi değil. Kelime cömerdi, duygu cimrisi bugünün insanı. Konuşmaya gelince açıyor ağzını, duygulanmaya gelince tutuyor kendini. Zaman yok ya, hep bir telaş halindeyiz ya, bunca koşuşturma arasında kimsenin durup da duygulanmaya vakti yok.
Firarperest'in kapak tasarımına bence diyecek hiçbir şey yok. Elif Şafak'ın fotoğrafının İstiklal Caddesi'nden bir kareyle harmanlanması oldukça etkileyici.

Aynı zamanda yazıların arasına M.K.Perker'in yaratıcı, kendine özgü kaleminden çıkmış birbirinden güzel illüstrasyonlar serpiştirilmiş. Öyle baştan savma değil, her biri derinlikli, yoruma açık çizimler. Başka âlemlere açılan bambaşka kapılar.

"Edebiyat, firarperestliktir." diyen Elif Şafak'ın kaleminden Firarperest'i okuyun. Ruhunuza yapacağınız yolculuğa siz de şaşıracaksınız.

Elif Şafak ve DK'ya teşekkürler.

Edebiyatla kalın...

Kubilay

7 yorum:

Begonvilli Ev dedi ki...

İade-i ziyarete geldim. Zaten blog sayfanızı beğeni ile izliyorum. Çünkü kitapların yeri benim dünyamda büyüktür. Onlar sonsuzluğa açılan kapılardır benim için.

Elif Şafak denemeleri benim de ilgimi çeker. Okunası yazılar.

Kontrast dedi ki...

Kimler gelmiş :) Hoşgeldiniz!

Sizin gibi kıymetli dostların yazılarımı okuması beni çok mutlu ediyor. Güzel kelamınızı blogumdan eksik etmeyin.

Sevgiler :)

laleninbahcesi dedi ki...

Firraperesti ilk çıktığı günlerde hemen alıp okudum ve okunmuşlar arasına kaldırmadım. Çünkü bir kez daha okumak istedim. Bir İnci Tanesi ve Arjantin'in dağ köyünde yaşayıp, geceleri mesnevi okuyan kadın yazıları en hoşuma gidenler.
Elif Şafak2ın bir tek Kağıt Helvayı almadım. Çok ticari bir kitap gibi gelmişti.
Sevgimle

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Kitabın içeriği hakkında çok iyi bilgi vermişsiniz ve kitaptan alıntılar harika.Elif Şafak'ın köşe yazılarını okuduğum için kitabı almamıştım ,sayenizde kitap hakkında bilgilendim.Teşekkürler...

UYUYAN TANRIÇA dedi ki...

merhaba
Elif Şafak'ın Firarperest romanında ''Kadınları sevmeyen kadınlar'' kısmında bahsi geçen Margaret Atwood'un kitabının adını biliyor musunuz? Kızıma almak istiyorum.Zira ergenlikle başım biraz dertte..teşekkür ederim

Kontrast dedi ki...

Sevgili Laleninbahçesi,

Arjantin'de Mesnevi hikayesi benim de çok hoşuma gitmişti. İnsan dünyanın bambaşka yerlerinde bambaşka insanların Mesnevi okuduğunu öğrenince Rumi'nin muazzam yeteneğinin önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor.

Kağıt Helva benim başucu kitabım. Nefessiz kaldığım, bunaldığım anlarda rastgele bir sayfa açıp okuduğum, her cümleye hayran kaldığım kitap. Elif Şafak'ın her kitabından seçilen harika alıntıların tek kitapta birleşimi beni çok mutlu etti.

Baykuşgözüyle!

Beğenmenize çok sevindim. Sizlerin de desteğiyle daha da güzel bir blog olacak Kontrast inşallah :)

Merhabalar Uyuyan Tanrıça!

Hoşgeldiniz Kontrast'a. Yeni insanlar görmek ne güzel blogumda. Zaman ayırıp yazımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Ben de isteğiniz üzere ufak bir araştırma yaptım. Margaret Atwood'un sadece üç kitabı Oğlak Yayınları'ndan Türkçeye çevrilmiş. Maalesef bunların arasında istediğiniz kitap yok. Yazıda bahsedilen kitabın orijinal adı "Cat's Eye". Orijinal halini sipariş etmek isterseniz Amazon'u kullanabilirsiniz (http://amzn.to/fe8UP8)

Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana!

Sevgiler.

mehtap kuzucu dedi ki...

okunulacaklar listemde ama henüz okuyamadım,bu güzel yazınızdan sonra hemen okuyacağım...paylaşımınız için teşekkür ederim..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...